ŞEHİR BİLDİRİMİ 


Kendimi sahte manzara fotoğrafçı olarak görüyorum. Titizlikle, ayrıntılı model ortamlar oluşturup sonuçları fotoğraflıyorum.  Kurgusal sahne fotoğraf süreciyle, fotoğrafı ölçek, perspektif ve fotoğrafın belgesi sahnenin maddi gerçeği ile tasvirin anlatı imkânsızlığı arasında bir gerginlik yaratarak gerçeküstü bir mekân haline dönüştürüyor.

Bu boşlukta kanıt ve mekân arasında, izleyicinin hayal gücü açık, meşgul ve tahrik edicidir. Sahnelerim için, zengin, karmaşık, detaylı, sonuçta, ucu açık anlatılar istiyorum.

İşlerimde birkaç ortak tema hâkim; inşa fotoğrafı, kargaşa içindeki manzara ve öfkenin mizahla evliliği. Bu elemanları hikâyelerin hammaddeleri olarak sonuç çıkartmadan sunuyorum.

Oluşturduğum fotoğraflar geleneksel büyük pastoral manzarayı yansıtmıyor. Güzel ya da kahramanca yönü yerine hayatın karanlık köşelerine bakıyorum. Entropi güçleri ile ilgileniyorum, insan alametlerinin ardında bıraktığı kalıntılarla.  Çekimlerim genellikle insanlardan yoksundur ve bu boşluk önemli bir unsur haline gelir. Bu şekilde, insanların yokluğunda uygarlığın etkisinden neler kalabileceğini gösterir. İnsanların izlerine rastlanır, ama izleyicinin hikâyeyi tamamlaması için yokluklarının nedeni belirsiz bırakılır.

The City –Şehir serimde kentsel manzara kalıntılarına odaklanıyorum.  Modern kültür, bilgi ve yeniliği temsil eden mekânlar seçtim: tiyatro, müze, kütüphane ve elektrik süpürgesi galerisi. Burada medeniyet ve maddi kültür anıtları terk ediliyor, çürüme ve kalıntı halinde, bitkiler, böcekler ve hayvanlar gibi doğal unsurlar mekânları yeniden dolduruyor. Cennet fikri yok oldu ya da doğal dünya özüne dönmeyi talep ediyor ve gittikçe hiddetleniyor ki bunu büyüyen çevresel sorunlardan da görüyoruz.